ANKARADAYIM...DAĞINIK GAZEL



Ankaradayım...

Kar yağıyor. Şairin dediği gibi usulden değil,tipiden...

Soğuk ve boş bir otel odasında.

İçimi adınla ısıtıyorum...yoksa seninlemiydi?

Neyse pekte sevmiyorum zaten o şairi

Varlığımla yokluğum bir bu  günlerde.

Senin umut etmeyi gerçekten bildiğin zamanlar

Yürüdüğün yollara bakıyor pencerem...

Kar yağıyor uğulduyor kalbimin camları.

İçimi buğulandırıyor sevdan...

Ama böyle olağan böyle durağan hiç bir şey yok bu günlerde.

Bu kadar duru bir acıyı kabullenen anlarımı hiç anımsamıyorum.

Gün ve gün kesiyorum saçlarımı..

O her zaman ki lavaboda sonlanıyor upuzun hayatları.

İşte onların bile sonu belli bu günlerde.

Peki ya benim sonum.

Ahh yine şu ben sorunu...

Hayatımın şu döneminde benim sonum böyle sonu belli olmamakmış.

Bunca zaman anlattıktan,bunca zaman anlaşıldıktan ve

Bunca zaman kavgaya tutuştuktan sonra

Benim sonum direnişi bırakmakmış.

Öylece arada kalmakmış.

Öylece önemsenmeden güle güle denmekmiş.

Öylece bilmiyorum gibisinden ardından el sallanmakmış.

Ankaradayım...

O günlerden bana bir kırmızı atkı kaldı.

Birde sen,adına hala umutlar biriktirdiğim sen.

Koskoca bir bekleme salonu gibi görünüyor bu günlerde bu şehir gözüme.

İstanbul 'dan gelen her treni umutla bekliyorum.

Ki umutmu bilmiyorum kendimi daha çok hırpalamak,

Sistemlerin şehirlerden uzaklaştırdığı ölüme

Daha çok yaklaştığımı hissetmek...

Zannedersem benim umut dediğim bu hislerin bütünü artık.

Ya senin umutların diyorum...

Senin umutlarında böylemidir.

Sende tıpkı benim gibi vazgeçmişmisindir mutluluk ülkesine giden,

O gemiye binmeyi umut etmekten...

Gülümsüyorum bu düşünce her aklıma geldiğinde yanılgıma sen asla vazgeçmeyeceksin...bilmiyorum ama inanıyorum buna.

Korkuyorum sonra bunca zaman inandıklarım hep yanılttı beni.

Ama bu sefer olmaz bu sefer inancım yanılıyor olamaz.

Vazgeçme bir tek sen hak ettin aramızda o gemiye binmeyi.

Ankaradayım...

Ardında bıraktığın bu şehirde.

Gelmeyeceğini biliyorum artık.

Gelmeni beklemedim zaten hiç bu soğuk ve boş otel odasına.

Bildiğim sen her gün geçtin bu sokakların birinden.

Ve senin o gençliğine rağmen, inatla disiplinli adımlar attığın,

Bu yollarda belki uçuşan bir saç telin olmuştur diye,

Dokundum hep taş duvarlara...

Ne çok zaman geçti hiç geçmeyecek sandığım

Ama sen geçeceğini hep bilirdin ve

Bilki seni en iyi ben bildim bunca zaman.

Her geçen saniye daha çok sen olarak,

Anlamaktan öte seni biriktirdim bu çelimsiz görünüşlü ruhuma...

Erken dolular gibi yağdın saçlarıma yıllarca...

Ankaradayım...

Bir delilik edecek yaşı çoktan geçtim ama.

Hala keman sesi kulaklarımda.

Uzun bir ömür yok önümde biliyorsun aslında hiç olmadıda.

Sözlerinin,bildiklerinin,kendine ulaşma çabalarının,

Farklılığının ötesindeki sen olup dinle.

Olanca zerafetinle gerçek sen inatla dokunulmak isteyip

Ama uçurumlar yaratan sen duyuyormusun?

Bir gün anlayacaklar korkma.

Ve o gün şairleri yanıltırcasına geç olmayacak!

Haydi kalk can bu gece senin için çalıyor bütün çanlar.

Her sözün ayrı bir intihara sürüklediği düş kırığı biri.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !