BÜTÜN DİNLERİZ İZİNDE...EROL BAĞCI


 


Ana rahmine düşmeden başlar, hayatın ince dokunuşlarıyla başlayan hayat, ham maddesi biz olan biz bazen sistemin getirdiği yanlışlıklardan dolayı doğar bir gün batımına inat... Fransız şair, oyun ve deneme yazarı, romancı ve edebiyat eleştirmeni Theophile Gautir ''sanat için sanat'' görüşünü savundu. Bilinmezliğin ortasında güne bakan çiçekler gibi… ''yağmur yağıyor ruhuma'' derken ruh arı beden kovan misali polen toplamaya başladığında ''uh başka bir şey istiyordu beden başka bir şey'' diyebilecek kadar içe dönük dışa açık, ukala ve bencil olacak kadar zıt durabiliyordu hayata. Koca bir bedenin ürkek ve en şehvetli anında doğan biz, kör bir tohumdan ibaret üretebiliyoruz var olmak adına yarını. İnsan ötesindedir ve daha da ötesindedir görmeyene...

İnka parei, bir Alman olarak derin bir hesaplaşma sorumluluğu içine itmiş kendini; alman ruhu denilen şeyi, eleştirel bir yaklaşımla yeniden inşa etme peşine düşmüşken ''karanlık''ta kalmanın bedelini gün aşımına inat, kitaplaştırmaya ve gecenin karabasan gibi üzerimize düşmesi kadar basit olamaz mı demek istemiş… ''Zor şiirlerin asi şairi'' şair ve ressam Metin Eloğlu hayatı boyunca disiplinden nefret ederek, alışkanlıklara karşı gelerek, yaşamanın bedelini asi olarak mı ödedi dersiniz? İnsan bilinmezliğin ortasında doğar vakit kaybetmeden yarınlara… İtalyan şair, roman ve oyun yazarı Gabriele D'annunzio, şovanist ve milliyetçi görüşlerin örtüştüğü Mussolini’yi ve faşizmi desteklemenin intikamını ''yaratırken yok edeni bağışlamıyor hayat'' derken düşünceden düşünceye koşan insan portresini çiziyordu belki de farkında olmadan... Amerikan edebiyatının düzyazı ustası Henry James’in ''acı bir ders'' verir gibi içimize giren yanlışların, toprak anaya inat kök sürmesi, içten içe dolanması dilimize, yanlışlıkların kanat çırpmasını engelleyemedi belki de. Hayat çırpınışların ortasından düşer içimize, gölge bırakmadan yarınlarımıza...

İkinci Dünya Savaşı sonrası İtalyan Edebiyatı’nın en güçlü kalemlerinden biri olan Natalia Ginzburg ''bütün dünlerin izinde'' derken ana rahmine düşmeden beliren bağ bozumu vitaminlerinin Hz. İsa’nın kutsal ruhu şarap ve ekmeğe dönüşmesi kadar inandırıcı olamaz sanırım.

''Bütün edebiyat dedikodudur.'' diyen Truman Capotte’ye inat



Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !