DİYARBAKIR GELENEK VE GÖRENEKLERİ




GELENEK ve GÖRENEKLER...

Bölgenin tüm kesimlerinde devam eden gelenek ve görenekler geçerliliğini sürdürmektedir.

Halk arasında yaygın olan inanışa göre ;
*Geceleyin tırnak kesilmez.
*Oda ve evin içi geceleyin süpürülmez.
*Cuma günü dikiş ve yama yapılmaz.
*Akşam üzeri kapı eşiğinde durmak uğursuzluk getirir.
*Her cuma akşamı her evden ölülerin sevabına yemek verilir.

ESKİ DİYARBAKIR DÜĞÜNLERİ
Çok önemli olan iki gelenek manevi değerlere verilen önemi göstermeleri açısından çok önemlidir.
 
YAS
Bir kişi öldüğünde üç gün süre ile yas tutulur. Herkes başsağlığına gider ve Fatiha suresi okunur. Yedinci gün ise yalnız kadınlar ölü evine giderler. Ağlanır ve Ağıtlar söylenir. İlk günün sabahı kadınlar ve yakınları erkenden mezar yerine giderler. Ölüsü olan evde yedi gün süre ile yemek pişmez. Komşu, akraba ve sevenler yemek pişirerek yas evine gönderirler. Fazla yemekler fakirlere dağıtılır.  Kırkıncı günü mevlit okutulur. Helva yapılır ve ekmekle birlikte dağıtılır. İlk dini bayramda "Kara Bayram" denilerek bayram kutlamasına gidilmez. Herkes tekrar yas evine gider ve başsağlığı dileyerek Fatiha suresi okunur.
 
KİRVELİK
Erkek çocuğu olan kişi daha önceden sevdiği, saydığı birine teklif eder. Sünnet düğününde bu kişinin kucağına çocuklarını oturtarak sünnet ederler. İşte bu kişiye kirve denir. Kirve olacak kişi bütçesine göre çocuğa hediyeler alır. Yapılan törenlerde bulunur. Sünnetten sonra kirve ve ailesi baklavalar açar sünnet yapan ailenin bütün fertlerine hediyeler alıp ziyarete gider. Bu ziyaretten birkaç gün sonra sünnet yapan aile aynı şekilde kirve evine giderler. Böylece iki aile birbirini yakın akraba olarak kabul ederler. Birbirinden kız alıp vermezler. Kirve aileden biri sayılır ve sevilir.
 
Kültürün bir parçası olan Foklor zengin ve çeşitliliğe sahiptir. Halk oyunlarında genellikle ürünün bolluğu, hayvanların verimliliği, aşiretler arası kavga ve barışlar, düğün ve bayramlarda insanın mutluluğu coşkusu ve düşüncesi işlenmiştir. Ayak ve El vuruşturma figürlü oyunlar yaygındır. Oyunlar Davul Zurna eşliğinde oynanmakta olup başlıca oyunlar ; Delilo, Lorke, Halay, Harani, Esmer, Çaçan, İki ayak ve çepiktir.  Diyarbakır'ın kendine özgü rengarenk folklorik giysileri geçmişini gelenek ve göreneklerini yansıtmaktadır. Erkek giysileri ; Şalvar, Kırkdüğme, Yelek, Fes, İşlik konçlu ayakkabıdır. Kadın giysileri : Kofi (Kadın Başlığı), Fistan, Dari, Leçek (Tülbent) Puşu ve Kuşaktır. (Detaylı Bilgiler Halkoyunları bölümünde yer almaktadır.)

Halk arasında her zaman kullanılan atasözü, deyim, dua olduğu gibi beddualar da vardır.
 
        ATASÖZÜ ve DEYİM
 
        Apar      : Götür
        Kastal    : Çeşme
        Degenek : Sopa
        Küçe      : Sokak
        Zumzuk  : Yumruk
      
        Gel Ölüme Gelem Ölüne
        Akan sudan değil durgun sudan kork.
        Deli deliyi görünce degnegini saklar.
 
DUALAR - BEDDUALAR
 
Kara gün görmiyesen, dırnağın daşa değmiye, paşa olasan inşallah.
Kara yere giresen, o boyda kalasan, gün yüzi görmiyesen.Kadan başıma gele.

Eski Diyarbakır düğünleri, o zaman zevk eğlence, yaşayış ve refah bakımından durumlarını göstermesi itibarı ile çok önemlidir. Bu düğünler bir kaç safha gösterir ki bu safhaların hepsi ayrı ayrı özellik taşırlar.

Kız İstenmesi ve Şerbet: Eski dönemlerde kadınlarda örtünme mecburiyeti olduğundan genelde delikanlılar kızları göremezlerdi. Bundan dolayı evlenecek delikanlılar, kendileri görmeden anne ve babalarının beğeneceği kızı alırlardı. Aile beğendiği kızın ailesinden evet cevabı alınca, kızı istemeye giderdi. Burada “Kesi-biçi” yapılır; yani verilecek başlıkta anlaşılır, dua edilirdi. Bundan sonra kız evine, özel olarak hazırlanmış şeker ve şerbetler pazartesi veya perşembe günü kız evine eğlence tertiplenerek ve törenle gönderilirdi. Giden kafilenin önünde biri ilahi okurken beraberindekiler de amin diye bağırırlardı. Bu arada bir kadın da arada bir “Tili-li” diye bağırırdı. Bu durum kız evine kadar devam ederdi.  Bundan üç gün sonra kız tarafına şerbete gidilirdi. Sonraki günlerde karşılıklı yemek davetleri yapılırdı. Ancak bu süre zarfında kız, oğlan tarafına gözükmezdi.

Başlık, Nişan ve Çeyiz Hazırlığı: Oğlan tarafından biri başlıkla beraber nişan hediyeleri ve mücevherleri götürürdü. Başlık altın para olabileceği gibi; arazi, ev ve dükkan da olabilirdi. Çeyiz hazırlığı müddeti, kısa veya uzun sürebilirdi. Çeyiz eşyaları genelde; atlas yataklar, allı-mavili yorganlar, renkli ve işlemeli yastıklar, gümüş çekmece, gümüş kupa, el aynası, gümüş nalın, hamam tası, büyük endam aynaları, fildişi çekmece, mücevherat için kafes, avizeler, içecek takımları, 40-50 adet çit, rahle, ceviz sandık, tepsilerden oluşmaktaydı.

Mum ve Kına: Düğünden bir hafta önce oğlan evi, kıza kına ve mum hazırlar. Kına bir leğene konur üstüne şeker serpilir, telli ve ipekli bir bohçaya sarılırdı. Özel olarak hazırlanmış mumla kına düğüne bir hafta önceki perşembe günü törenle kız evine gönderilirdi. Bu tören sırasında ilahi okunur, ti l ili sesleri ile ihtişamlı bir şekilde kız evine gidilirdi.

Çeyizin Serilmesi ve Kına Gecesi: Bundan sonra kız evi büyük bir oda ayırıp çeyizi özenle sererdi. Serilen çeyiz üç gün boyunca herkese gösterilirdi. Çeyiz eşyaları bir deftere kaydedilirdi. Üç gün sonra damat tarafı defterde yazılı olan çeyizi kontrol ettikten sonra muntazam bir şekilde topladıktan sonra aynı şekilde törenle götürülür ve gelin ile güveyin odasına yerleştirilirdi. Çeyizin oğlan evine gidişinden sonra, düğün törenine geçilirdi. Gelinin el ve ayakları kınalanır. Çalgılar çalınır, maniler ve şarkılar söylenirdi. Düğün töreninden sonra oğlan evine götürülen gelin, kapıdan içeri girmeden içi su dolu bir testiyi yere çalıp kırarak içeri girerdi. Ayağına koyun postu serilirdi. Bu şekilde düğün yapılmış olurdu.


Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !